Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 12’ncisi olan Sorumlu Üretim ve Tüketim, kaynakların verimli kullanılmasını, atığın azaltılmasını ve sürdürülebilir iş yapma biçimlerinin yaygınlaşmasını hedefliyor. Ancak bu hedeflere ulaşmak yalnızca strateji belgeleri hazırlamakla değil; kurumların, liderlerin ve bireylerin günlük kararlarını ve alışkanlıklarını dönüştürmekle mümkün oluyor. Günümüzde iş dünyasının karşı karşıya olduğu en önemli sorulardan biri şu: Sürdürülebilirlik hedefleri nasıl kalıcı davranışlara dönüşür ve küçük tasarım müdahaleleri, karar ortamını değiştirerek sürdürülebilir davranışları gerçekten güçlendirebilir mi? Davranış bilimleri, bu sorulara yeni bir bakış açısı sunuyor. İnsanların kararlarını yalnızca bilgiyle değil; varsayılan seçenekler, sosyal normlar, görünürlük ve küçük yönlendirmelerle şekillendiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği yalnızca bir strateji konusu olmaktan çıkarıp, aynı zamanda bir davranış tasarımı meselesi haline getiriyor. Yapı Kredi Sürdürülebilirlik Sohbetleri’nin bu bölümünde Yekta Kopan ile sürdürülebilir davranış tasarımını, kurumlarda sürdürülebilirlik hedeflerinin bireysel alışkanlıklara nasıl dönüştüğünü ve davranış bilimleriyle “dürtme” yaklaşımının bu süreçte nasıl rol oynadığını ele aldık
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 8’inci sırasında İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme yer alıyor. SKA 8, yalnızca ekonomik büyümeyi değil; aynı zamanda çalışanların iyi oluşunu, güvenli iş ortamlarını ve adil iş modellerini de kapsıyor. Günümüzde iş dünyasının önündeki en kritik meydan okumalardan biri, kısa vadeli kâr baskıları ile uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini dengelemek. Tam da bu noktada nörobilim bize farklı bir pencere açıyor. Sürdürülebilirlik Sohbetleri’nin bu bölümünde, Yekta Kopan; Kognitif Nörobilim ve Nöropsikoloji Uzmanı, Yönetim Danışmanı ve Konuşmacı Neşe Merdinler ile birlikte sürdürülebilirlik kararlarının beyin süreçleriyle ilişkisini, liderlerin karşılaştığı zihinsel engelleri, çalışanların değişime verdiği tepkileri ve teknolojinin bu süreçlere getirdiği fırsatları konuşuyor
Yapay zekâ, otomasyon ve ağ tabanlı çalışma modelleri yalnızca iş yapış biçimlerimizi değil, güç dağılımını ve liderlik anlayışını da kökten değiştiriyor. “Büyük Düzleşme” dediğimiz bu dönem; bilgiye, üretim araçlarına ve karar alma gücüne erişimin tarihte hiç olmadığı kadar demokratikleştiği bir çağ. Artık fark yaratan şey bilgiye sahip olmak değil, bilgiyi nasıl kullandığımız. Bu noktada nörobilim devreye giriyor: Çünkü rekabet, kaynaklar üzerinden değil; zihinsel esneklik, bilişsel dayanıklılık ve duygusal regülasyon üzerinden yaşanıyor. Bu bölümde Büyük Düzleşme’nin beyin üzerindeki etkilerini, zihinsel hiyerarşilerin çözülmesini, liderliğin piramidin tepesinden ağın merkezine nasıl taşındığını ve yeni çağda liderin sinir sisteminin neden kritik bir rol oynadığını konuşuyoruz. Emir veren liderlikten, sinir sistemleri arasında uyum yaratan nöro-liderliğe geçişi; belirsizlik çağında güven inşa etmenin nörobiyolojisini ve yapay zekâ çağında bireysel beyin potansiyelinin nasıl aktive edildiğini birlikte keşfediyoruz.
Bu videoda, hızla değişen iş dünyasında organizasyonların neden entropiye sürüklendiğini ve liderlerin bu dağınıklığı nasıl avantaja çevirebileceğini nörobilim perspektifinden ele alıyoruz. Karmaşayı yönetmek, odak oluşturmak ve organizasyonel enerjiyi yeniden düzenlemek için liderlerin hangi zihinsel süreçleri harekete geçirmesi gerektiğini; bilinçli karar alma, adaptasyon ve dayanıklılık kapasitesinin kurumlara nasıl yön verdiğini irdeliyoruz. Değişimle mücadele eden değil, değişimi yöneten bir liderlik için güçlü bir farkındalık alanı yaratmayı konuşuyoruz.
Yapay zeka önümüzdeki 5 yıl içinde iş dünyasını bir çok boyutta değiştirmiş, bildiklerimizin çok ötesinde bir alan yaratmış olacak. Peki bu değişim içinde organizasyonel anlamda tam olarak ne beklemeliyiz? Olanlar neler? Olacak olanlar neler? Teknoloji artık insanoğlunun gününün stratejik bir parçası olduğuna göre iş dünyasında neler beklemeliyiz?
"Nörobilim ve Liderlik" Vpodcastimizin bu bölümünde Yapay Zeka Yıldız ile farklı yönlerden yaklaşarak bir değerlendirme yaptık.
Bu videoda “2030 Liderinin Yol Haritası” üzerine konuştuk — nörobilim perspektifiyle liderliğin geleceğini, beynin karar alma süreçlerini ve liderlerin nasıl daha etkili, bilinçli ve dayanıklı olabileceğini birlikte keşfediyoruz. Nörobilim ve Liderlik videopodcast’imizin 5. bölümünde, bu önemli konuları somut örnekler ve uygulamalarla tartıştık. İzlerken liderlik yaklaşımınızı farklı bir bilinç düzeyine taşıyacağınıza inanıyorum.
İnsan beyni için nörobilim tarafından ortaya konulan “Beynin Organizasyon İlkesi”, değişim ve kaos süreçleri de dahil insan beyninin ve sinir sisteminin nasıl çalıştığını 2000’li yılların başında ortaya koydu. Bu bilginin önümüzde olmasına rağmen bunu dikkate almadan geliştirdiğimiz bir değişim yönetimi ve çevik dönüşüm anlayışı da doğal olarak işlemedi. Neden mi? Buyrun izleyelim. . Keyifli seyirler!
Nörobilim ve Liderlik Video Podcastimizin 3.bölümünde, nöroçeşitliliğin iş dünyasında eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık (DEI) kavramları içerisindeki önemine, Şirketler için nöroçeşitliliğin avantaj ve dezavantajlarına ve global Şirketlerin bu konudaki nörobilimi kucaklayan uygulamalarına odaklanıyoruz. Nöroçeşitli bireylerin iş gücüne kattığı potansiyel avantajları ve karşılaşabilecekleri zorlukları ele alarak, bu bireylerin nasıl desteklenebileceğine dair öneriler sunuyoruz. Şirketlerin nöroçeşitliliği benimseyerek inovasyon, yaratıcılık ve problem çözme yetkinliklerini nasıl geliştirebileceğini öğrenmek için videomuza davetlisiniz, Keyifli seyirler!
"Nörobilim ve Liderlik" video podcastimizin 2. bölümü ile karşınızdayız. Nu bölümde, yapay zeka çağında risk-fayda ilişkisine ve dikkat edilmesi gereken temel noktalara vurgu yapıyoruz. İnsan beyni açısından Yapay zeka entegrasyonunda karşılaşılan yaygın zorluklar nelerdir ve bunlar nasıl aşılabilir? Yapay zekâ ile ilgili risk nerde başlar? Gelecekte yapay zekanın liderlik üzerindeki etkileri neler olabilir? Veri odaklılık neden olağanüstü önemlidir? Yapay zeka hangi alanlarda fayda yaratmaktadır? Nörobilim ile yapay zeka ilişkisi bu bağlamda nerede başlar? Hadi gelin hep birlikte bakalım. Keyifli seyirler.
Nörobilimin, liderlik alanında ortaya koyduğu farklı bakış açılarını en derinlikli biçimleriyle ortaya koyacağımız, problem ve çözümleri farklı perspektiflerden ele alacağımız "Nörobilim ve Liderlik" video podcast serimize hoş geldiniz. İlk bölümümüzün konusu "Yapay Zeka Entegrasyonu Sürecine Liderlik".
Bu bölümde, temel algoritmasını nörobilimsel bulgulardan alan yapay zeka entegrasyonu sürecinde liderlerin yaşadığı kaygılardan, sürecin doğru yönetimi için gerekli olan adımlara, insan algoritmasının süreç ile ilişkisinden, bu algoritmanın nasıl yönlendirilmesi gerektiğine dair tüm başlıklara geniş bir perspektiften bakıyoruz.. Keyifli seyirler dileriz.
Yapay zeka süreçlerine entegre olmak için bütünsel bakışın mimarisi, yapay zeka ve insan arasında köprüleri kurarak oluşturulabilir. Bu köprüleri oluştururken başlangıç noktamız karşıdaki makinenin arkasındaki algoritmayı ve kapasitesini iyi anlamak. Faydanın ve riskin nerede başlayıp nerede bittiğini iyi analiz etmek. Ama bunun için en önce insan algoritmasını anlamaya ve o algoritmaya liderlik yapmaya ihtiyacımız var ki, yapay zeka entegrasyon süreçlerine ve sonrasına da liderlik yapabilelim. Şimdi gelin videomuzda bu konulara nerelerden yaklaştığımızı dinlemeye davet edelim sizleri.. Buraya işletmenizle ilgili ilgi çekici bilgiler ekleyin.
İş dünyasının, Z kuşağına dair yaşadığı deneyimler ve geldiği nokta, bizi bu kuşağın beyin gelişimini anlamaya ve bu kuşağa liderliği, avantajlı ve dezavantajlı yönleri ile iyi tahlil etmeye zorluyor. Beyin ve sinir sisteminin çalışma prensiplerini iyi bilen herkesin iyi liderlik yapabileceği gerçeğinden yola çıkarak, nörobilim bakış açısı ile Z kuşağına nasıl liderlik yapabileceğimizi ve bizim MindCrAfT olarak bu alanda nasıl rehberlik verdiğimizi anlatıyoruz.
İnsan Kaynakları alanında yeni bir dönemin eşiğindeyken, nöro insan kaynakları anlayışını kucaklamak, keşfedilmemiş alanları keşfetmeye istekli olmayı gerektiriyor. Meghan Biro'nun Forbes'taki makalesi, İK profesyonellerinin adapte olma gerekliliğini vurguluyor ve onları gelecekte başarılı olmak için teknoloji ve nörobilimi kucaklamaya çağırıyor. İK'nın şirketler için daha yüksek katma değer yaratması, dijital çağda gelişen bir iş gücü oluşturmak için insan zihninin karmaşık işleyişini çözmesine bağlı. Nöro İK Yönetiminin derin dünyasına dalmak isteyenleri videomuza bekliyoruz.
İnsanlık tarihinde çığır açan gelişmelerin başında yer almış tüm liderlere bakarsak, hepsinde ortak olan en önemli özelliğin, inanç kalıplarının, bildiklerinin, öğretildiklerinin, toplumsal dayatmaların ve korkularının ötesine geçme ivmesi veren ve kendi sınırlarını baş aşağı etmiş olmalarını sağlayan bireysel devrimin cesaretini göreceğiz.
Lider, ancak kendi içine bakma cesareti gösterdiğinde, yönettiği dünyanın da yaşadığı deneyim evrilir ve bambaşka bir gerçeklik yaratılır. Nöro liderlik, işte bu yolculuğun adıdır.
Yazar Gülden Ohri Akkoyunlu'nun "Evlilik Şahane Bir Şeydir" ve Nörolog Dr. Bülent Madi'nin "Aşk ve Beyin" kitabından yola çıktığımız ve ilişki ve evliliklere beyin üzerinden bir bakış attığımız etkinliğimizden bir bölüm.
Yıldız Teknik Üniversitesi, Biyoteknoloji ve Genetik Kulübü tarafından düzenlenen VII. Genetik ve Nörobilim Günlerinde, "Psikonöroimmünoloji: Hastalıkların Zihinsel Sebeplerini Anlamak" konulu sunumumuzdan bir kesit.
Yıldız Teknik Üniversitesi, Biyoteknoloji ve Genetik Kulübü tarafından düzenlenen VII. Genetik ve Nörobilim Günlerinde, "Psikonöroimmünoloji: Hastalıkların Zihinsel Sebeplerini Anlamak" konulu sunumumuzdan bir kesit.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.